Sevgili Günlük

Tuğçeye Mektuplar

Merhaba,

Seni sana bile anlatmamışken kendilerine anlatmamı isteyenleri anlamıyorum Tuğçe. İşin ilginç tarafı beni en çok tanıyanından en az tanıyanına kadar herkes seninle ilgili bir şeyler bildiklerini düşünüyorlar. O öyle değil dedikçe de kendilerinden emin bir şekilde alaycı tavır takınıyorlar.

Tuğçe, seni sana nasıl anlatabilirim? Anlatmalı mıyım?

Geçtiğimiz günlerde yakın diyebileceğim bir arkadaşım elimdeki dövmeyi sordu? Anlamı ne dedi? Anlatmak istemedim. Çünkü seni bilmiyor. Bilse de diğerleri gibi at gözlüğüyle bakacak, biliyorum. Senin maddiyattan uzak ama bir o kadar da maddi olduğunu bilemeyecek. Maddi derken parasal demek istemedim Tuğçe, yanlış anlaşıldıysam özür dilerim.

Bugünlerde hayatımda büyük değişiklikler olacakmış gibi geliyor. Kim bilir belki yine seninle karşılaşırım. Sen olduğunu bilmeden seninle karşılaşır, senin yerine koymaya çalışırım.

Geçenlerde biri dövmeleri seviyor musun dedi. Seviyorum dedim kestirip atmak istercesine. Anlamadı. Başka ne dövmelerin var dedi. Olmayan dövmeler salladım. İnandı. Hoşuna da gitti. Sonra senin de bir yaprak tanesi olacağın dövmeyi anlattım. Hoşuna gitmedi herhalde, dinler gibi yaptı, kestirip attı.

Öyle işte Tuğçe, seni seviyorum, seni özlüyorum. Aziz Nesin misali, sana mektuplar yazıp bilinmezlere yolluyorum.